Geminin On Tarafına Ne Denir?
Bir sabah, Kayseri’deki o dar, sessiz sokakta, pencerenin kenarına oturmuş, uzaklara bakıyordum. O kadar uzaktım ki, neredeyse her şey bulanıklaşıyor, kayboluyordu. Fakat birden aklıma, yıllar önce İstanbul’dan Alanya’ya doğru giden bir gemi yolculuğumda, bir kaptanın söylediği bir cümle geldi. “Geminin ön tarafına pruva denir,” demişti. O an, kulağımda çınlayan bu kelimeyle, bana kalbimde çok farklı bir yer açılmıştı. Ve bu yazıyı yazmaya başlamamın nedeni de işte tam o an, o cümlenin içinde kaybolduğum anıydı.
O Gemi Yolculuğu
Yıl 2018, benim için bir dönüm noktasıydı. Genç yaşımda, denizle ilk tanışmam ve İstanbul’dan Alanya’ya giden o gemi yolculuğu, hayatımda unutamayacağım bir deneyim olmuştu. O dönemde, belki de her insan gibi, henüz pek çok şeyi keşfetmemiş, dünyayı tam anlamıyla tanımamıştım. Bir arkadaşım, “Hadi bir gemi turuna çıkalım,” dediğinde, bunun bana ne kattığını henüz bilmiyordum. Ama bir yolculuk, insanın hayatını değiştirebilir.
O geminin pruvaya doğru ilerlerken, her şey o kadar huzurlu ve büyülüydü ki… Dalgaların arasında, soğuk deniz havasını içine çekerek, geminin ön tarafındaki rahat bir koltuğa oturmak… Hepsi öylesine masalsıydı ki, o anda bir şey hissettim: Bu yolculuk bir dönüm noktasıydı. Bunu hissetmiştim. Henüz ne olduğunu bilmiyordum ama içimde bir şey uyanmıştı.
Pruva: Bütün O Huzur ve Umut
Geminin ön tarafına pruva denir, demişti kaptan. Bu kelime, o kadar derin bir anlam taşıyor ki… Pruva, geminin en ön kısmıdır, ama bir yanda da geleceği, bilinmeyeni temsil eder. Denizin o uçsuz bucaksız maviliğinde, gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü. Neden? Çünkü o kadar çok umutla bakıyordum ki o uzak ufka, hayatımda ilk kez bir şeylerin değişeceğini hissediyordum.
Bazen öyle olur ya, sadece bir kelime, bir cümle bir şeyleri netleştirir, bir yol haritası gibi insanın önüne gelir. O an, geminin pruva tarafına doğru bakarken, hayatta pek çok şeyi terk edebileceğimi düşündüm. Yeni bir sayfa açmak, geçmişi geride bırakmak, kimseye veda etmeden ama geride hiçbir şey bırakmadan yol almak… Geminin pruvaya yönelmesi gibiydi. Bir yönü seçmek, o yönün peşinden gitmek, hayatın nereye götüreceğini bilmeden ama yalnızca gitmek…
İşte o an, pruva sadece bir gemi kısmı olmaktan çıkıp, hayattaki yeni bir yolculuk, bilinmeyene doğru yapılan bir cesur adım anlamına gelmişti. Ve ben, o yolculuğu yapmaya kararlıydım.
Yağmurlu Bir Gün, Kalbimdeki Fırtına
Gemideki yolculuğumun birkaç günü, denizin hiç sakinleşmeyen dalgaları ve aralıksız yağan yağmurla geçti. Her şey, o kadar hırçındı ki. Gökyüzü koyu bir griye bürünmüş, deniz bile hırlayan bir yaratığa dönüşmüştü. Ve ben, o geminin pruva kısmında yalnızca bakıyordum. Bazen hayat da böyle değil midir? Her şeyin karıştığı, bir noktada kaybolduğun, bir anlam bulamadığın zamanlar olur. Fakat geminin o devasa gövdesi, her dalganın üstesinden gelmeye devam ediyordu. Kendini salıp, dalgalara bırakıyordu.
O zaman bir şey fark ettim: İnsan da tıpkı bir gemi gibi olabilir. Dalgalar ne kadar hırçın olursa olsun, o gemi (ve insan) yine de yoluna devam eder. Belki de bazen, içinde kaybolduğum, ne olduğunu anlayamadığım duygularımda, bir yön seçmek gerekir. İşte o an, geminin pruva kısmına bakarken, hayatımda hangi yönü seçmem gerektiğini fark ettim. İçimdeki bu fırtına, bana bir yön gösteriyordu.
Karşılaştığım İnsanlar ve Geminin Pruva Tarafı
O yolculuk sırasında tanıştığım biri vardı. Adı Mehmet’ti. O, gerçekten deniz tutkusuyla yaşayan bir insandı. Benim gibi olmasa da, hayatına yön vermek için bir şey arayan biriydi. Bazen yan yana oturup denizi izlerken, o da bana aynı şekilde pruvayı göstererek, “Buradan bakınca her şey daha net görünür,” demişti. O an, sadece bakarak bir şeyin netleşmeyeceğini biliyordum, ama o anın duygusallığı, hayatın karmaşıklığına biraz olsun ışık tutmuştu. Bu yolculuk, sadece denizi ve gemiyi değil, içimdeki kararsızlıkları da yüzeye çıkarmıştı.
Her gün, denizin farklı yönlerine bakarak, yeni bir şeyler öğreniyordum. Ama en çok pruvaya bakarak… Pruva, sadece geminin ön kısmı değil, içimdeki yeni başlangıçları simgeliyordu. Yeni umutları, yeni kararları ve yepyeni bir hayatı…
Hayatın Pruvasına Doğru
Ve sonunda, o yolculuk bitti. Alanya’ya vardık, fakat ben hiç gitmemiş gibiydim. Geminin pruva kısmı, önümdeki hayat yolculuğunu simgeliyordu. Denizin üstündeki o gemi gibi, içimdeki yönsüzlükleri arkamda bırakıp, yeni bir yola çıkmaya karar verdim.
Yolculukların, insanı bir yanda terk etmeye, diğer yanda ise içindeki tüm duyguları kabullenmeye zorladığını söyleyebilirim. Geminin on tarafına pruva denir; ama bir başka bakış açısına göre, pruva, bir insanın hayatındaki bilinmeyen, cesurca adım atılacak, ancak kimsenin bilmediği bir yönüdür. Bunu fark ettiğimde, hayatımda aldığım tüm kararların sadece bir yolculuk olduğunu düşündüm.
Ve işte o an, bir gemi yolculuğunun, sıradan bir kelimenin hayatımı nasıl değiştirdiğini fark ettim. Geminin ön tarafı, sadece bir gemi kısmı değil, bazen bir insanın kalbinde yapacağı dönüşümleri anlatan çok özel bir semboldür.