İçeriğe geç

İş tanımı ne ?

İş Tanımı Ne? Gerçekten Bilmiyor Muyuz?

İş tanımı… Ah, iş tanımı! Hepimiz iş tanımına sahip olmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz ama ne kadarını gerçekten biliyoruz? Şu iş tanımları vardır ya, oraya yazılan o “gereksinimler”, “sorumluluklar” falan. Gerçekten hepsi mi doğru? Yoksa aslında iş dünyasında gerçek iş tanımı diye bir şey yok mu? Gözlemlerime göre, çoğu zaman bu işler, birinin başını ağrıtan bir “standart” haline gelmiş. İnsanlar, yazılı olan şeyin gerçekten ne anlama geldiğini bile tam olarak anlamadan, bunlarla günlerini geçiriyorlar. Hadi, gelin biraz cesurca ve eleştirel bir gözle bakalım.

İş Tanımının Güçlü Yönleri: Ne Kadar Gereklidir?

İlk olarak, iş tanımının faydalarına bakmamız gerek. İş tanımları, işe alım sürecinde aslında önemli bir yer tutuyor. İlanı okuduğunda, neyle karşılaştığını bilmen, hangi görevlerin seni beklediğini öğrenmen, en basit anlamda seni bir bakıma rahatlatıyor. Yani, iş tanımı aslında seni “ben buradayım, şu görevleri yerine getireceğim” gibi bir rutine sokuyor. İşin sınırları belli oluyor, kimse sana sürpriz yapmıyor. Ama tabii ki burada “sürpriz yapmıyor” derken, asıl sıkıntı başlıyor çünkü iş tanımındaki “gizli” maddeleri kimse sana açıkça yazmaz.

İçimdeki sosyal medya meraklısı ben, zaman zaman bir iş ilanına bakarken, “Bunun altına ‘diğer tüm görevler’ eklemeyi unutmamışlar,” diye gülüyorum. Hani, işin başında “şu görevleri yapman bekleniyor” diye yazıyordur ama bir de bakmışsın işin sonunda her şeyi yapman isteniyor. Hangi işin tanımında ‘diğer tüm görevler’ yazmaz ki? Adeta bir iş dünyası klasiği! Gerçekten de, iş tanımlarının belirli bir düzeyde olması gerektiğini kabul ediyorum. Ama, ‘süper esnek çalışma koşulları’ falan derken, başta yazmadıkları sorumlulukları da unutmamalı. Tabii, bunları görmezden gelip çalışmayı tercih edebilirsin, belki de bir noktada senin için bir fırsattır.

İş Tanımının Zayıf Yönleri: Kısıtlayıcı mı, Özgürlük Kısıcı mı?

Şimdi iş tanımının zayıf yönlerine gelelim. En başta, o “gizli maddeler” meselesi var. Çoğu zaman, iş tanımları ne yazık ki hayali ya da eksik olabiliyor. Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için bir örnek verelim: Diyelim ki bir iş ilanında “ekip çalışmasına yatkın olmak” deniyor. Bu da ne demek? Sonradan, sürekli “team building” faaliyetlerinde olmanı bekleyebilirler. Ama bu, iş tanımında açıkça yazmıyor. Kafanda bir soru işareti oluşuyor: “Bir gün işimi yapmak yerine, sürekli ‘çalışma arkadaşlarımla’ falan mı takılacağım?” İş tanımlarındaki bu belirsizlikler aslında, gelecekte çalışanın beklentilerinin karşılanmaması anlamına gelebilir.

Bir başka sorun ise, iş tanımlarının zamanla değişiyor olması. İnsanlar bazen başlarda “bu iş tanımı çok güzel” deyip başvuruyorlar. Ama zaman geçtikçe, yapılan iş, ilanın baştaki vaatlerinden çok farklı hale geliyor. Mesela, şirketin pazarlama ekibinde çalışmaya başlıyorsun ama sonradan sürekli başka departmanlarla işbirliği yapmaya başlıyorsun. “Evet, ben pazarlama uzmanıydım ama sanırım proje yöneticisi olacağım” gibi bir durumla karşılaşıyorsun. O zaman da, o iş tanımının sana verdiği güven duygusunu kaybediyorsun ve bu da biraz hayal kırıklığına yol açabiliyor.

İş Tanımını Gerçekten Kimse Anlıyor Mu?

İş tanımları, sürekli değişen bir kavram haline gelmişken, aslında birçoğumuz bu tanımın gerçekten ne anlama geldiğini hiç sorgulamıyoruz. “İş tanımım bu, öyleyse bu kadar!” diye düşünmek yerine, biraz kafa yormak gerekebilir. İş tanımları çoğu zaman esnek olsa da, esneklik çoğu zaman kendi lehinize olmuyor. Bazen işe alım ilanındaki “yüksek motivasyon” gibi bir gereklilik, insanın üzerinde ekstra bir baskı oluşturuyor. Hangi iş yerinde “düşük motivasyonla” çalışmak mümkün ki? Ama bu iş tanımındaki dil, aslında sana çok fazla şey vaat etmiyor. Hangi kurallar ne kadar gevşek, hangi görevler seni gerçekten nereye taşıyacak, bunlar meçhul.

Bunu günümüzde daha net görebiliyorum. Mesela, sosyal medya ve dijital pazarlama alanında birçok iş tanımına bakarken, her şey çok “cool” görünüyor, fakat günün sonunda senin yaptığın şeyin o kadar da “cool” olmadığını fark ediyorsun. Öyle ki, “Sosyal medya uzmanı olarak başvurun” diyorsun ama sonunda, günlük 100 tane sosyal medya postu paylaşmak, etkileşimi artırmak gibi işler bekleniyor. Bir noktada “Bu işin tanımı neydi acaba?” diye soruyorsun. Gerçekten, bu kadar basit mi?

İş Tanımları Üzerine Düşünceler: Kendi Hedeflerinle Uyumsuz Olabilir Mi?

Sonuç olarak, iş tanımı ne işe yarar, gerçekten ciddi bir soru. Eğer iş tanımlarının ne kadar esnek olduğunu göz önünde bulundurursak, belki de ne yapmak istediğimize dair bir yol çizmek için, işlerimizin tanımlarını kendimiz oluşturmalıyız. Bunu yaparak, daha iyi bir iş hayatı yaratabiliriz. Ama tabii, işin içinde gerçeklik var. Çoğu zaman iş tanımları sadece bizim hayal dünyamızdaki gibi “ideal” olmayabilir. Aslında, buna göz yummak bazen bizim iş hayatımızı daha yönetilebilir kılabilir. Ama yine de, sorgulamak ve anlamak gerek. Herkesin kendine özgü bir bakış açısı olmalı. Yoksa sadece, birer “çark” olmaktan başka bir şey olmayız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir