Anonim Şirket Tüzel Mi? Hayal Kırıklığının İçinden Bir Gerçek
Bazen hayat, beklediğinizden farklı bir şekilde şekillenir. Ve bu değişimler, en azından benim için, her zaman tam da en sevdiğim anlarda gelir: tam olarak her şeyin yolunda gittiğini düşündüğünüz anda. Bu yazıyı yazarken içimde birikmiş olan karmaşık duyguları kelimelere dökmek istiyorum. Kayseri’nin sıcağında, bu şehrin taş sokaklarında yürürken kafamda bir sürü soru dönüp duruyordu: “Anonim şirket tüzel mi? Gerçekten her şey bu kadar karmaşık mı?”
Bir Günün İçindeki Bütün Sorular
Hayatımda ilk defa, bir işi kurmaya karar vermiştim. Gençliğimin verdiği cesaretle, sırtımı yaslayıp “Evet, yaparım” diyerek başladım. Ama her şey o kadar kolay başlamadı ki.
Geçen hafta bir arkadaşımın ofisinde otururken, o an bir şeyler değişti. Biraz da sabırsız bir şekilde, şirketime dair her şeyi konuşuyorduk. Elimde dosyalar, önümüzde bilgisayarlar, bir yanda kahveler… Ama aklımda sürekli bir soru vardı: “Anonim şirket tüzel mi?” Bu soru, kafamda yankılanan bir ezgi gibi çınlıyordu. Gerçekten mi? Yani, şirketim tüzel bir kişilik kazanacak mı?
O an, gözlerim bilgisayarıma odaklanmışken, içimdeki o tedirginlik biraz daha büyüdü. “Bu kadar basit değil” dedim. Şirketi kurduktan sonra, nasıl bir yol alacağım? Yasal prosedürler, vergi, düzenlemeler, tüzel kişilik… Bu düşünceler kafamı sarhoş etti. Hayal kırıklığı mı? Evet, kesinlikle hayal kırıklığıydı. Çünkü bir şeyin başını koyduğumda, genellikle “hemen” başarıyı görmek isterim. Ama gerçek şu ki, her şey öyle kolay olmuyor.
O Anki Heyecan ve Kafamın İçindeki Kaos
O an, gerçek anlamda içsel bir karmaşa yaşadım. Bu kadar çok şey varken, her adımın ne kadar dikkatli atılması gerektiğini öğrenmek istiyordum. Yani, anonim şirketin tüzel kişilik kazanıp kazanmaması, bir anlamda benim için bir dönüm noktasıydı. Her şey birbiriyle çelişkili, herkes her şeyin kolay olduğunu söylese de bir tık daha derine indikçe her şey daha karmaşık hale geliyordu.
Arkadaşım, o anki ruh halimi anlamış gibi konuştu:
Arkadaşım: “İçin rahat olsun, her şey düzene girecek. Şirket tüzel kişilik kazanacak, her şey yolunda olacak.”
Ama işte o noktada, o kadar derin bir hayal kırıklığı hissettim ki… Kafamda bir sürü şey dönüyor, ama gözlerimde netlik yoktu. Gerçekten bir tüzel kişilik kazanacak mıydı? Yoksa bu kadar karışık bürokratik işlemler, bir süre sonra sadece beni boğacak mıydı?
İçimden bir ses:
İç Sesim: “Ne olacak bu işin sonu? Her şeyin yolunda gideceğini kim garanti edebilir ki?”
Ve o an, içimdeki o karmaşa çok daha büyüdü. Bütün umutlarım, belirsizlikle birleşti. Ama derin bir nefes aldım ve kalktım. Hayal kırıklığı, bir şeyin sonu değil, tam tersine, belki de bir şeyin başıydı.
Sonunda Bir Umut Işığı
O an, bir şey fark ettim: Her şeyin kafamdaki kadar korkutucu olmadığına inanmam gerek. Yani, anonim şirketin tüzel kişilik kazanıp kazanmayacağı, yalnızca bir aşamaydı. Sonra derin bir nefes aldım ve bilgisayarımı tekrar açtım. Hala kafamdaki sorular vardı, ama bu sefer onlara korkmadan bakmaya karar verdim.
Ben: “Anonim şirket tüzel mi? Evet, tüzel! Ama sadece adımlarımı doğru attıkça tüzel olacak. Her şey bir süreç.”
O günden sonra, işin içine biraz daha umut kattım. Belki de her şeyin başlangıcı, o ilk büyük hayal kırıklığından sonra şekillendi. Ve anladım ki, her şey tüzel kişilik kazanacak mı sorusuyla ilgili değil. Önemli olan, bu süreçte her bir adımı atarken gösterdiğiniz kararlılık ve azim.
Gerçekten Ne Öğrendim?
Sonuç olarak, anonim şirketin tüzel kişilik kazanması süreci benim için bir hayal kırıklığı olmaktan çıktı. Belki de en başta bu kadar kolay olacağını düşünmemin nedeni, her şeyin hızlıca çözülmesini istememdi. Ama şu an görüyorum ki, her şeyin anlamlı olması için biraz zamana, biraz sabra ve biraz da hayal kırıklığına ihtiyacınız var.
Kayseri’de bir genç olarak, belki de en önemli şeyi öğrendim: Hayat, her zaman beklediğiniz gibi gitmez. Ama içindeki umut ışığını kaybetmediğiniz sürece, her şey yolunda gider. O tüzel kişilik belgesi elime geçtiğinde, işte o zaman her şeyin değerini daha iyi anlayacağım.